GEZİ REHBERİ: 10 Günde Meksika (Mexico City – Tulum – Cancún)

Meksika… Renkleriyle, kaosuyla, antik uygarlıklarıyla ve Karayip sahilleriyle tek bir ülkede bambaşka dünyalar sunan nadir rotalardan biri.
Gitmekle gitmemek arasında kaldığımız, sonunda iyi ki de gitmişiz dediğimiz Meksika’yı üç çok farklı yüzüyle yaşadık.

2025 yılı doğum günümüz için seçtiğimiz Meksika seyahatimizde rotamız şöyleydi:

Mexico City (4 gece) → Tulum (3 gece) → Cancún (3 gece)

Biz 10 günlük bir zamanımız olduğu için seyahat planlamamızı bu üç şehir üzerinden yaptık. Sizin daha uzun vaktiniz olursa Merida, Oaxaca gibi farklı şehirleri de rotanıza dahil edebilirsiniz.

Normalde doğum günü seyahatimizi doğum günlerimize yakın tarihlere ayarlarız (Kasım ortası) ama bu sefer bayramın Ekim ayı sonuna denk gelmesi ve ayrıca bu tarihin Ölüler Gününe de denk gelmesi, doğum günümüzü daha erken kutlamamıza vesile oldu.
Ölüler Günü farklı konseptlerde Ekim sonundan Kasım’ın ilk haftasına kadar kutlansa da geleneksel kutlama zamanı 1 Kasım’ı 2 Kasım’a bağlayan gece ve mesela Oaxaca’da mezarlıkta kutlanıyor.
Bizim Ölüler Günü deneyimimize geleceğiz ama oraya gelmeden en baştan başlayalım…

Vize Gerekiyor Mu?

Türk vatandaşlarının bu linkten e-vizesinin alması gerekiyor. Merak etmeyin sadece form dolduruyorsunuz ve herhangi bir şey ödemenize gerek yok. Bu formun 30 gün geçerliliği var, o yüzden ülkeye girmeden birkaç gün önce doldursanız iyi olur. Ülkeye girişte pasaport kontrolünde ne kadar kalacağınız, ne sebeple geldiğiniz ve nerede konaklayacağınız gibi sorular sorulabilir.

Meksika’ya Nasıl Gittik?

Gidişimizi Mexico City’ye, dönüşümüzü ise Cancun üzerinden planladık. Meriç, Londra’dan Aeroméxico ile direkt Mexico City’ye, Sibel İstanbul’dan Türk Hava Yolları ile direkt olarak Mexico City’ye vardı.
İlk varan Meriç sabaha karşı indiği için otelin sunduğu ücretsiz transfer hizmetini kullanarak otele geçti. Sibel ise sabah saatlerinde vardığından önceden Booking üzerinden transfer ayarladık. Dönüşte ise Meriç Cancun’dan TUI ile Londra’ya, Sibel ise yine Türk Hava Yolları ile İstanbul’a döndü.
Mexico City’den Tulum’a geçişimizi de yaklaşık 2,5 saat süren Aeroméxico uçuşuyla gerçekleştirdik.


Talihsiz olay: Sibel Mexico City’ye vardığında bavulunun bir tekerleği kırık geldi. THY ile sorunu gidermeye çalışırken taksinin bekleme süresi dolmak üzereydi. O yüzden havaalanından aceleyle çıkmak zorunda kaldı ve sonraki 7 gün içinde de durumu raporlamadığı için hasarlı bavuluyla başbaşa kaldı. O yüzden bavulunuz hasarlı gelirse birkaç gün içinde mutlaka şikayet formu üzerinden raporunuzu oluşturun.


Mexico City — Kaos, kültür ve Meksika’nın Kalbi

Seyahatimizin başlangıç noktası: Meksika Şehri. Buraya, vardığımız gün de dahil, 4 gün ayırsak da her güne bir tur ayarladığımız için aslında şehrin kendisini gezecek çok fırsatımız olmadı ama yine de şehrin genel havasını alabildik. Sokaklar canlı, müzeler inanılmaz, yemekler efsane. 4 gece kaldığımız Mexico City’de (Meksika Şehri demek de kulağa bir tuhaf geliyor😄) hem şehir içini hem de çevredeki antik alanları kapsayan bir plan yaptık. Otelimiz ‘Centro’ yani merkez bölgesindeki Cadillac Hotel Boutique’di.

Fiyat performans olarak gayet iyiydi. Lokasyon olarak da rahat ulaşabildiğimiz ve kendimizi güvende hissettiğimiz bir bölgedeydi. Zaten günlerimizin çoğunu turlarda geçireceğimiz için orta sınıf bir otel arıyorduk ve asıl bütçemizi de Tulum’a ayırmıştık. Bizim için esas önemli olan ise kendimizi güvende hissetmemizdi.

4 güne sığdırdığımız programımızda işe şunlar vardı:

Meksika Ulusal Antropoloji Müzesi
(National Museum of Anthropology)

Mexico City’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri National Museum of Anthropology. Biz de hem saat farkına alışmak hem de günü kendi zamanımızda sakin geçirmek için ilk günü bu müzeye ayırdık. Müzeye giriş yaptığınızda sizi avludaki ikonik dev şemsiye şeklindeki havuzu karşılıyor.

Bu müze ülkenin zengin tarihini ve kültürel mirasını keşfetmek için en etkileyici duraklardan biri. Aztek, Maya ve diğer yerli medeniyetlere ait büyüleyici eserler, ziyaretçilere binlerce yıllık bir yolculuk sunuyor. Müzede mutlaka görülmesi gereken en dikkat çekici parçalardan biri ünlü Güneş Taşı (Aztek takvimi). Ağırlığı yaklaşık 24 ton ve çapı yaklaşık 3,6 metre olan bu bazalt taş, 1790 yılında Mexico City’de keşfedilmiş ve Meksika tarihinin en güçlü simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. 

Müze Pazartesi hariç her gün sabah 9 ile akşam 5 arası açık. Biz bileti girişten aldık ama yoğun sezonda online olarak bu site üzerinden almak mantıklı olabilir. Bu arada satış sırasında göreceğiniz dolar işareti USD değil Meksika Doları. ‘Foreign Adult’ bileti 210$, yani yaklaşık 12 Amerikan doları.

Müzenin içinde Sala Gastronómica adında çok keyifli bir restoran da var. Mola verip dinlenmek isterseniz ülkenin 6 bölgesine has lezzetleriyle bu restoranı kesinlikle tercih edebilirsiniz.

Müze gezimizden sonraki planımız Mexico City’nin Xochimilco bölgesinde sınırsız tekilalı tekne partisine katılmaktı ama bunca tecrübemize rağmen nasıl yaptıysak mesafeleri doğru hesaplayamamışız ve olduğumuz yerden gidişin yaklaşık 2 saat süreceğini farkedince maalesef bu planımızı iptal etmeye karar verdik. Mexico City’nin en eğlenceli deneyimlerinden biri olduğu söylenen bu tura vaktiniz olur da giderseniz neler kaçırmışız artık siz bizimle paylaşırsınız!😄

Müzeyi gezdikten sonra otele gidip dinlenir sonra tekila içmeye kendimiz çıkarız demiştik ama bilin bakalım ne oldu? Yarım saatlik kestirme sabaha kadar sürdü…

Teotihuacan, Tlatelolco & Guadalupe Bazilikası

İkinci günümüzün sabahında 08:20’de başlayan ilk kültürel turumuz için erkenden kalktık. Seyahatimizin en etkileyici deneyimlerinden biri Teotihuacan’da Güneş ve Ay Piramitleri’ni görmekti diyebiliriz. Katıldığımız tüm günlük tura Teotihuacan Piramitleri, Tlatelolco Meydanı ve Guadalupe Bazilikası dahildi.

Turumuz Tlatelolco Maydanı’nda başladı. Tlatelolco Meydanı (Plaza de las Tres Culturas), Mexico City’de üç farklı dönemin izlerini aynı anda görebileceğiniz tarihi bir alan. Alanda İspanyol fethi öncesi yerli uygarlıkları temsil eden Aztek kalıntılarını, sömürge döneminden kalan Santiago de Tlatelolco kilisesini ve günümüz Meksika’sını simgeleyen modern yapıları bir arada görüyorsunuz. Bu meydan aynı zamanda 1521’de Aztek İmparatorluğu’nun son savaşı ve Meksika’lılar için çok önemli olan 1968 öğrenci protestoları gibi önemli tarihi olaylara da tanıklık etmiş. 

Bu meydandan sonra dünyanın en çok ziyaret edilen Katolik hac merkezlerinden biri olan Guadalupe Bazilikası’na gittik. Burası Meksika’da dini inancın ve ulusal kimliğin en önemli sembollerinden biri olarak kabul ediliyormuş. Ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle eski bazilikanın yanına modern bir bazilika bile inşa edilmiş.

Katolik inancına göre Juan Diego, 1531 yılında Mexico City yakınlarındaki Tepeyac Tepesi’nde Meryem Ana’nın kendisine göründüğünü söyler. O zaman Juan Diego Aztek kökenli yerli bir köylü. Meryem Ana, o bölgede bir kilise yapılmasını ister ve Juan Diego’dan bu mesajı piskoposa iletmesini rica eder. Kanıt olarak pelerinine koyduğu gülleri gösterdiğinde, pelerinin üzerinde mucizevi şekilde Guadalupe Bakiresi’nin görüntüsünün oluştuğuna inanılır. Bu olay, Meksika’da Hristiyanlığın yayılmasında önemli bir rol oynamış ve Guadalupe Bazilikası’nın kurulmasına yol açmış. Bu mucizeyle ilişkilendirilen kutsal peleri bazilikada sergileniyor.

Turdaki son ve asıl durağımız Teotihuacan! 

Mexico City’nin yaklaşık 50 km kuzeyinde bulunan Teotihuacan, Amerika kıtasının en büyük ve en etkileyici antik şehirlerinden biri. Teotihuacan, antik Mezoamerika’nın dini, siyasi ve kültürel merkezi olarak kabul ediliyormuş. Burası dünyanın yedi harikasından biri olan Chichen Itza ile bazen karıştırılabiliyor. Hatta biz gittiğimizde de kamera kaydında burayı dünyanın yedi harikasından biri olarak tanıtan iki Türk’e denk geldik. Burası harikalardan biri değil ama UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. M.S. 1–7. yüzyıllar arasında gelişen bu şehir, Azteklerden çok daha önce kurulmuş.

Şehrin en önemli yapıları Güneş Piramidi ve Ay Piramidi. Eskiden her iki piramide de tırmanılabiliyormuş ama şu an sadece Güneş Piramidi’ne tırmanılabiliyor. Ay Piramidi’nin de üzerinde bulunduğu Ölüler Yolu (Avenue of the Dead) boyunca tapınaklar ve tören alanları yer alıyor.

Teotihuacan’a girişte bizi çok şahane bir sürpriz karşıladı! Meğer Teotihuacan arkeolojik alanı görsel kimlik tasarımları ve bilgilendirme tabelaları Türkiye ve Meksika dostluğunun nişanesi olarak Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından yenilenmiş. Bizim bunu görüp öğrendiğimizde duyduğumuz mutluluk yüzlerimizden nasıl da belli! 😌

Tur bitiminde otelimize doğru giden tur güzergahı araçlara kapatılmış olduğu için tur otobüsü bizi şehrin ana caddesi olan Paseo de la Reforma yani Reform Caddesi’ne yakın bir yerde bırakmak durumunda kaldı. Başta bilmediğimiz ve planımızda olmayan bir yer olduğu için tedirgin olsak da iyi ki de orada inip yürümek durumunda kalmışız dedik çünkü bu vesileyle şehrin cıvıl cıvıl ana caddesini görme fırsatımız oldu. Cadde boyu yürürken taze churros almayı da ihmal etmedik🤤

Mexico City’deki 7 Michelin Restorandan biri:
Em Restoran

Her doğum günümüzde yaptığımız gibi bu sefer de kendimize hediyelerimizden biri güzel bir akşam yemeği kutlaması yapmaktı. Bunun için seyahatimizi planlarken aylar öncesinden şehirdeki Michelin restoranlarından biri olan Em Restoran’a rezervasyon yaptık. ‘Em’ adı restoranın sahibi olan Michelin yıldızlı chef Luis "Lucho" Martínez’in kızı Emilia’nın kısaltılmış hali. Restoran aynı zamanda Netflix’teki ‘Knife Edge’ serisinde de geçiyor.

7 tabaktan oluşan tadım menüsünü aldığımız doğum günü yemeğimizin detayları ilginizi çekiyorsa, deneyimimizin detaylarını bu yazımızda bulabilirsiniz.

Bir diğer Mexico City klasiği:
Frida Kahlo Müzesi (Casa Azul)

Meksika denince ilk akla gelen isimlerden biri Frida Kahlo. Casa Azul ise Frida’nın doğduğu ve yaşadığı ev. Mexico City’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Casa Azul şehrin nispeten kalburüstü bölgelerinden biri olan Coyoacán bölgesinde. Mahalleye girince kalitenin arttığını hissediyorsunuz. Eskiden Frida’nın evi olan Casa Azul’da Frida’nın birçok acılar çektiği ama yaşam enerjisini yitirmediği hayatına tanıklık ediyorsunuz. Müze Pazartesi günleri kapalı. Biz Pazar sabahı saat 11’e bilet almıştık. Biletinizi gitmeden bu adresten alabilirsiniz. Müzeye gittiğinizde dışarıda kuyruk göreceksiniz ama endişelenmeyin, bilet saatinize göre sırayla alıyorlar ve sıra da oldukça hızlı ilerliyor. Biz müzeye yaklaşık 2-3 saatlik bir zaman ayırdık. Müzeyle ilgili daha detaylı bilgiler paylaştığımız yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Biz Meksika’dan ayrıldıktan bir süre sonra Frida’nın bir diğer evi olan Casa Roja da müze olarak ziyarete açılmış. Siz de bizim gibi Frida’nın hayatını ilham verici buluyorsanız bu yeni müzeyi de programınıza ekleyebilirsiniz.

Meksika Güreşi: Lucha Libre

Aynı günün akşamına daha heyecanlı bir program yapmıştık. Meksika’lıları meşhur maskeli dövüşü Lucha Libre! Katıldığımız turlar içinde şehri en yakından görebildiğimiz ve de lokallerle zaman geçirebildiğimiz tur buydu. Tur, öğretmenlik gibi meslekleri olan lokal 3 kişi tarafından düzenleniyordu ve yaklaşık 15 kişilik bir gruptuk. İlk önce lokal bir barda mezkal gibi çeşitli Meksika içkileri tatmak için buluştuk. Bu sırada tur rehberlerimizden kültürlerine dair hikayeler ve de gecenin asıl etkinliği olan Lucha Libre ile ilgili önemli bilgiler edindik. Bardan arenaya yürüdüğümüz sürede şehrin farklı bölgelerini de görmüş olduk. Mesela bir daha Mexico City’ye gelirsek muhtemelen bu bölgelerden biri olan Roma Norte’de kalırız. Gerçek anlamda tekmelerin tokatların ve insanların havada uçtuğu (!) Lucha Libre ile ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz bu yazımıza bakabilirsiniz.

Bugünün akşamında Ölüler Günü kutlamaları kapsamında The Mega Catrinas Procession yürüyüşü olduğunu biliyorduk. Bir önceki gün Reform Caddesi’nde inip yürümemizin böyle bir avantajı da olmuş oldu çünkü yürüyüş bu caddede gerçekleşiyordu. Tur bitiminde gruptan ayrılıp kutlamaları izlemek için yürüyerek ana caddeye gittik. Başta yürümelere tedirgin olsak da artık yürümelere alışmıştık.😄 Hatta kutlamalardan dolayı trafik kilit olduğu için taksi bulamadık ve otelimize kadar yaklaşık 20-25 dakika yürüyerek gittik.

Sonraki Durağımız:
Tulum — Meksika’nın Karayip Kıyısı

Seyahatimizin dördüncü günü sabah erken saatlerde Mexico City Uluslararası Havaalanına gidip Aeroméxico’nun sabah 10 uçuşuyla Tulum’a doğru yola çıktık.
Tulum’un Mexico City’nin tam zıttı – yavaş, bohem, doğayla iç içe ve tamamen plaj odaklı bir atmosferi var.

Peki Tulum’u anlatmaya nereden başlasak… Seyahatimizin en çok beklediğimiz kısmı burasıydı. Hem doğum günümüz için ayarladığımız inanılmaz otelde vakit geçirmek için sabırsızlanıyorduk hem de dünyanın yedi harikasından biri olan Chichén Itzá’yı görecek olmanın heyecanı vardı.

Havaalanından taksiyle sahil kenarındaki otelimiz Cabañas Tulum’a geçtikten sonra ilk günü tamamen dinlenmeye, odamızın ve plajın tadını çıkarmaya ayırdık. Tulum’da zaman gerçekten biraz yavaş akıyor ve siz de bu ritme çok kolay adapte oluyorsunuz. Anlata anlata bitiremediğimiz otelimizin ve odamızın detaylarını bu yazımızda bulabilirsiniz.

Ertesi sabah 6’da uyanıp gün doğumunu izledik. O anın huzuru, denizin sesi ve elimizde kahvemizle gerçekten durup şükrettiğimiz bir an oldu.

Tulum sadece plajdan ibaret değil – aynı zamanda çok güçlü bir sanat ve deneyim tarafı da var. Ertesi gün otelimizin hemen önünden bisiklet kiralayıp hem bölgeyi keşfetmek hem de yaklaşık 15–20 dakika mesafedeki SFER IK Uh May’i görmek istedik. AZULIK Uh May aslında ormanın daha derinlerinde ve biraz daha uzak bir konumda, bu yüzden daha ulaşılabilir olan SFER IK’i tercih ettik. Burası doğayla tamamen bütünleşmiş, kıvrımlı ahşap yapıları, çıplak ayakla gezilen alanları ve klasik müze anlayışının çok dışında deneyimsel bir sanat alanı. İçeri girdiğiniz anda mimari ve sanatın iç içe geçtiği, adeta başka bir dünyaya geçmiş gibi hissettiren bir atmosferi var.

Bölgedeki bir diğer ikonik nokta ise Ven a la Luz Sculpture. Ahşap insan figürüyle bilinen bu heykel, Tulum’un en fotojenik ve en çok ziyaret edilen sanat eserlerinden biri. Biz de buradayken tropikal yağmura yakalandık – zaten Tulum’da hava bir anda değişebiliyor, güneşli bir günden birkaç dakika içinde sağanak yağmura geçmek oldukça normal.

Sanat tarafında bir diğer dikkat çeken yer ise Atik Tulum. Hem restoran hem de sanat alanı gibi kurgulanmış bu mekan, özellikle mimarisi ve ambiyansıyla öne çıkıyor. Tulum’un o “estetik yaşam” hissini en iyi yansıtan yerlerden biri diyebiliriz.

Öğleden sonra ise otelimizin sadece 5 dakika ilerisinde bulunan Tulum Jungle Gym, Meriç’in bucket list’inde olan yerlerden biriydi. Tamamen doğal malzemelerle yapılmış bu açık hava spor alanında her şey ahşap ve taştan oluşuyor. Kendinizi adeta Taş Devri’nde spor yapıyormuş gibi hissediyorsunuz. Giriş ücreti yaklaşık 30 dolar ve deneyim kesinlikle farklı ve eğlenceli. Buraya ait detaylı yazımızı burada bulabilirsiniz: Tulum’un Meşhur Flintstone Devri Gym’i: Tulum Jungle Gym

Chichen Itza:
Dünyanın Yedi Harikasından Biri

Tulum’daki üçüncü günümüzü, UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan ve Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri seçilen Chichén Itzá antik kentini görmeye ve Meksika’nın en popüler cenotelerinden biri olan Cenote Chichikan’da yüzmeye ayırdık. Bunun için, seyahatimizi planlarken Get Your Guide üzerinden From Tulum: Chichen Itza, Cenote & Valladolid Tour adlı günübirlik turu satın almıştık.

Aslında bu turu Cancun’dan mı yoksa Tulum’dan mı yapsak diye çok düşünüp durduk ama programımıza böyle daha iyi uyacağına karar verip, seçimimizi Tulum’dan yana kullandık.

Program akışı şu şekildeydi: Sabahın erken saatinde otelimizden alınıp, 2 saat sürecek yolculuk sonunda ilk olarak Chichén Itzá’ya varış. Ardından yaklaşık 1 saat süren yolculuk sonunda ise cenote’ye varış ve öğle yemeği. Ana duraklardan sonra en son hemen yakınında bulunan Valladolid mahallesinde gezip, günü tamamlayıp, yine yaklaşık 2 saat süren yolculuk sonunda otelimize dönüş. Ve bu turun ücretine ulaşım, alanlara giriş, öğle yemeği ve tekila tadımı dahildi.

Meksika'nın Yucatán Yarımadası'nda yer alan, MS 600-1200 yılları arasında parlayan en görkemli Maya şehirlerinden biri olan Chichén Itzá, özellikle Kukulkan Piramidi (El Castillo) ile ünlü olan, Maya-Toltek mimarisinin ve astronomi bilgisinin zirvesini temsil eden ticari ve dini bir merkez. 

Günün detaylarını bu yazımızdan okuyabilirsiniz.

Bu arada küçük bir not: Burada gezerken şapka ve güneş kremi gerçekten hayat kurtarıyor, bunları yanınıza almadan gelmemenizi öneririz. Biz gezerken bile ayılıp bayılanlara şahit olduk.

Tulum’dan Cancun’a doğru…

Tulum’da geçirdiğimiz muhteşem 3 geceden sonra otelden ayarladığımız araç ile Cancun’a doğru yola koyulduk. Programı kendimize göre belirlediğimiz gün içinde birkaç durak yapacaktık. Planlanan duraklar sırasıyla şunlardı: Tulum Ruins, Gran Cenote, Cenote Dos Ojos (burayı sonradan eledik; çok turistik ve kalabalık olduğu için sadece Gran Cenote’yi tercih etmemizi önerdiler), Playa del Carmen’de denize girip yemek yemek ve son olarak Cancún’daki otelimize varış.

Tulum, Karayip Denizi’ne bakan bir uçurumun üzerine kurulmuş bir antik Maya kenti. Hem tarihi hem de manzarasıyla öne çıkıyor. Bir dönem önemli bir ticaret ve liman kenti olan Tulum, surlarla çevrili olmasıyla da kendini diğer Maya şehirlerinden de ayırıyor. İlk durağımız olan Tulum Ruins’de (Tulum Harabeleri) en az kalıntılar kadar dikkat çeken bir diğer şey ise devasa iguanalardı! Tarihi yapıların arasında özgürce dolaşan ve onlarca hatta yüzlerce bulunan bu iguanalar, Tulum kalıntılarına adeta ayrı bir karakter katıyor diyebiliriz.

Bir sonraki durağımız, seyahatimizin en unutulmaz noktalarından biri olan Gran Cenote’ydi. Önce girişte nakit olarak 350 peso ödedik çünkü sadece nakit geçiyordu. Meksika’da yanınızda nakit bulundurmanız epey önemli, burada da bunu gördük. İçeri girdiğimizde ise size şöyle tarif edelim: sessiz, yemyeşil, tamamen doğanın hakim olduğu bir alan. Chichén Itzá ne kadar turistik ve kalabalıksa, burası da onun tam tersi; sakin, dingin ve huzur doluydu. Sessiz, yemyeşil ve turkuaz renkli suyuyla doğanın hakim olduğu bir yer hayal edin. İşte Gran Cenote de tam böyle bir yer!

Buradaki keyifli molanın ardından, sadık kalmamız gereken bir programımız olduğu için şoför abimizi de fazla bekletmeden aracımıza geri döndük ve Playa del Carmen’e doğru yola çıktık.

Playa del Carmen, Cancún’a çok kısa mesafedeki dünyaca ünlü bir sahil şeridi. Bembeyaz kumlar, birçok restoran ve kalabalık. Birçok yabancıyı çeken bu bölgenin açıkçası bizi çok da çeken bir tarafı yoktu. Öğle yemeğimizi sahile yakın restoranlardan birinde yiyip saati daha da geciktirmeden Cancún’daki otelimize doğru yola koyulduk.

Cancún — Amerika’nın ‘İbiza’sı

Seyahatimizi Cancún’da tamamlamamızın sebebi dönüş uçuşumuzun buradan olmasıydı. 3 gece kaldığımız Cancún enteresan bir yer. Amerika’nın ‘İbiza’sı olarak biliniyor. Birçok devasa otelin yanyana kurulu olduğu, genel bilinen Meksika kültürü ve dokusundan çok farklı bir yer. Genelde turistler buraya gelip all-inclusive bir otele yerleşip o şekilde tatil yapıyorlarmış. Temptations isimli 18+ otelleri bile var.👀  
Eğlence merkezi olan ana caddesi alışveriş dükkanları ve Hooters gibi Amerikan markalarıyla adeta küçük bir Amerika gibi. Coco Bongo ise en meşhur gece kulüpleri.

Biz oteller bölgesinin hemen içinde değil ama oteller bölgesine bakan lagunun yanındaki bir otelde kaldık. Sina Suites küçük bir otel ama oldukça huzurlu ve keyifliydi bizim için. Doğumgünü seyahatimiz olduğunu belirttiğimiz için odamızı ücretsiz upgrade etmişlerdi ve de odamızı balonlarla süslemişlerdi. Çok tatlı değil mi? 🥹 

Çalışanlar zaten çok tatlıydı, otelin sahibi de ara ara gezip her şey yolunda mı diye kontrol ediyordu. Otelin kendi havuzu var ve gürültüden uzakta hemen lagunun yanında. Otelin en keyifli deneyimlerinden biri de lagunda timsah gözetlemek! Evet timsah ve evet biz de gördük (Meriç’in heyecanını görmeliydiniz!😆)

Cancún’dan gidilebilecek en popüler yerlerden biri: Isla Mujeres (Kadınlar Adası). Isla Mujeres’e katamaran turlarıyla gidebiliyorsunuz. Adaya vardıktan sonra yürüyerek kolaylıkla yakındaki plajlara varabiliyorsunuz. Dilerseniz küçük golf arabalarından kiralayıp onlarla da gezebilirsiniz. Biz turla kısıtlı zamanımız olduğu için önerilen plajlardan birine gidip hemen atıştırmalık ve biralarımızı söylemeyi tercih ettik. Ve yine hayat keşke hep bembeyaz kumlar ve turkuaz denizden ibaret olsa dedik.
İşte bu harika günün detayları burada: Isla Mujeres Gezi Notları: Katamaran Turu ve Playa Norte

Cancún’dan çok da kolay gidilemese de bir diğer önerilen ama bizim vaktimizin yetmediği ada: Isla Holbox. Bu adaya Cancún’un kuzey batısındaki Chiquilá’dan feribotla gidilebiliyor. Isla Mujeres kadar turistik değil. Adada araç yasak, her şey teknolojiden uzak ve doğayla içiçe. Hayatın karmaşasından uzaklaşmak ve sessiz sakin birkaç gün geçirmek isterseniz flamingolar, bisiklet yolları, sığ deniz ve bohem kafelerin olduğu bu adayı tercih edebilirsiniz.

Meksika’da ne yenir, ne içilir?

Meksika yemekleri başlı başına bir seyahat sebebi. Ülkenin 6 bölgesinin kendine has yemekleri var ama genel olarak önerilerimiz şöyle:

Tacos al pastor
Mole soslu yemekler
Quesadilla & tamales
Elote (sokak mısırı)
Ceviche
Bol bol guacamole
Mezcal

…ve elbette spicy (ya da normal) margarita!

Meksika Seyahati ile İlgili Pratik Bilgiler

  • İletişim için biz ülkeye inince havaalanından yerel sim kart satın aldık. Ancak şu noktaya dikkat etmekte fayda var; AT&T hattı ülkenin her yerinde geçiyor. Diğer bazı hatlar ise sadece Meksico City’de geçip Tulum’da kullanılamıyor. Bunu Meriç’in satın aldığı hattın çalışmaması üzerine öğrenmiştik. O yüzden herhangi bir Oxxo mağazasından (hem havaalanında hem şehir içinde çokça var) 7-15-30 günlük gibi farklı seçenekli ve sınırsız internetli olanı dilerseniz satın almanız. Sibel arkadaşımız böyle yapıp hiçbir sorun yaşamadı. :)

  • Meksika’da musluk suyu içilmiyor.

  • Meksika para birimi Meksika Pesosu. Özellikle turla gidilen lokal bölgeler, bahşişler ve taksiler için nakit taşımakta fayda var. Onun dışında kredi kartı kullanımı yaygın.

  • Bahşiş: Özellikle Tulum’da bahşiş kültürü var. Burası için de nakitiniz olmasında fayda var. 

  • Şehir içi ulaşım: Mexico City’de Uber kullanımı çok rahat. Cancun’da da kullandık ama Tulum’da yok mesela. Tulum’da ATV tercih edebilirsiniz.

  • Güneş kremi ve şapka! Güneş kremi zaten hep önemli ama burada çok yürümeli turlar için daha da önemli.

  • Müzeler burada da dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Pazartesi günleri kapalı.

  • Sinek kovucu! Özellikle Tulum ve Cancun gibi daha tropik ve deniz kenarı bölgelerde hayatınızı yaşanmaz kılabiliyorlar. Bu notumuzu çok aşırı ciddiye alın.☝️

  • Birçok yerde Oxxo ve 7Eleven marketlerini göreceksiniz. Bir çok ihtiyacınızı buralardan karşılayabilirsiniz.

  • Meksika'daki prizler için dönüştürücü ihtiyacınız olacak. Genellikle ABD standardındaki iki düz dişli (A) veya iki düz dişli ve bir yuvarlak topraklama dişli (B) fişler kullanılıyor. A tipi dönüştürücü yeterli olacaktır.

Genel Yorumumuz

Herhalde bir 4-5 günümüz daha olsa daha farklı yerleri de görebilirdik ama kurumsal hayatın sıkıntıları diyelim. Yine de 10 güne şehir, tarih, doğa, deniz, eğlence, dinlenme, her şeyi sığdırdık ve iyi ki de gitmişiz diyoruz. Özelllikle Tulum’a tekrar kesin gideriz gibi tatlı bir his var içimizde. 

Eğer Meksika’ya ilk defa gidiyorsanız, özellikle Mexico City ve Tulum çok güçlü bir başlangıç rotası olabilir.

Önemli bir not:
Meksika güvenli mi?

Yazımıza bölgedeki son gelişmeleri göz önüne alarak ekleme yapıyoruz.

Meksika, bazı bölgelerindeki yüksek suç oranları ve kartel faaliyetleri nedeniyle her zaman temkinli yaklaşılması gereken bir ülke. Ancak bu durumun ülkenin tamamına yayılmadığını bilmekte fayda var.

Güncel Durum: Şubat 2026’da bir kartel liderinin etkisiz hale getirilmesi sonrası yaşanan hareketlilik, ülkenin genelinden ziyade belirli bölgeleri etkileyen istisnai bir durumdur.

Turistik Bölgeler: Yucatan Yarımadası (Cancun, Tulum, Merida vb.) gibi popüler noktalar, güvenlik önlemlerinin en üst düzeyde olduğu bölgelerdir ve hala güvenli kabul edilmektedir.

Keyifli ve Güvenli Bir Seyahat İçin Küçük İpuçları:

  • Gece geç saatlerde ıssız sokaklarda yürümekten kaçının.

  • Değerli eşyalarınızı (pahalı takılar, yüklü nakit vb.) sergilemeyin.

  • Ulaşım için sadece resmi taksileri veya güvenilir uygulamaları tercih edin.

  • Rotanızı turistik güvenli bölgelerde tutmaya özen gösterin.

Sorumluluk Reddi: Burada paylaştıklarımız tamamen kişisel gözlemlerimize ve güncel haberlere dayanmaktadır. Meksika seyahati kararı tamamen sizin kişisel tercihinizdir. Gitmeden önce güncel seyahat uyarılarını kontrol etmenizi tavsiye ederiz.

  • 1.Gün: Varış, Meksika Ulusal Antropoloji Müzesi

    2.Gün: Teotihuacan, Tlatelolco & Guadalupe Bazilikası Turu

    3.Gün: Frida Kahlo Casa Azul, Lucha Libre, The Mega Catrinas Procession

    4.Gün: Mexico City > Tulum, Cabanas Otel

    5.Gün: SFER IK Uh May

    6.Gün: Chichen Itza, Cenote & Valladolid Turu

    7.Gün: Jungle Gym, Tulum >  Tulum Harabeleri > Gran Cenote > Playa del Carmen > Cancun

    8.Gün: Sina Suites ve Cancun merkezi

    9.Gün: Isla Mujeres

    10.Gün: Dönüş

Önceki
Önceki

Mexico City'de Binlerce Yıllık Bir Yolculuk: Ulusal Antropoloji Müzesi

Sonraki
Sonraki

Tulum Gezi Notları