Meksiko Şehrinde Michelin Deneyimi: Em Restoranı
Biz her seyahatimizde, gideceğimiz şehirdeki en iyi restoranları araştırıp önceden rezervasyon yaparız. Bu kimi zaman Michelin yıldızlı bir restoran olur, kimi zaman da o bölgeye ait yöresel yemeklerin yapıldığı bir yer.
Meksiko Şehri'ne gitmeden önce tercihimizi Em Restoran'dan yana kullandık. Aslında birkaç yere daha göz koymuştuk ama çoğunda yer kalmamıştı. Bazı restoranlara aylar öncesinden rezervasyon yapmak gerekiyor; hatta bazıları rezervasyon sistemini belli bir gün ve saatte açıyor — yani o an yaptınız, yaptınız.
Şehirdeki ikinci akşamımız için saat 21:00’e uygun yer bulunca hemen rezervasyonumuzu yaptık ve bu sırada 8 tabaklık tadım menüsünü de seçmiş olduk. Restoran en çok bununla ünlü ve bununla övünüyor. Rezervasyon sırasında kişi başı 1000 Meksika pesosu kapora alıyorlar (iade edilmiyor). Bu ücreti de online olarak ödedik.
Eğer yer müsaitliği varsa masanızı mutfağı görecek şekilde de seçebiliyorsunuz.
Gün içinde Teotihuacán turumuzu tamamlayıp odaya döndükten sonra biraz dinlenip hazırlandık ve restorana doğru yola çıktık. Bu seyahatimiz doğum günü seyahatimiz olduğundan, bu akşam yemeği de doğum günü yemeğimiz sayılıyordu.
Restoran, şehrin en tatlı mahallelerinden biri olan Roma Norte’de. İçeri geçtikten sonra ilk fark ettiğimiz şey, restoranın düşündüğümüz kadar büyük olmadığı ve masaların birbirine oldukça yakın yerleştirildiğiydi. Bunun dışında genel olarak dekorasyon, mimari ve ambiyans son derece zarif ve sadeydi.
Biz en baştan ne yiyeceğimizi seçtiğimiz için menü olarak sadece içki menüsü geldi ve birer kadeh beyaz şarap söyledik. Ardından tabaklarımızı beklemeye başladık.
Şef Lucho Martínez ve Em’in Hikayesi
Restoranın kurucusu Lucho Martínez, Veracruz doğumlu bir şef. Kariyer yolculuğu onu önce Nashville’in hızlı tempolu mutfaklarına, sonra tekrar Meksika’ya - gastronominin kalbine - götürmüş. Kendi deyimiyle “affetmeyen bir mutfakla içsel gerçekliğinin kesişmesi” Em’in doğuşuna ilham vermiş.
Em ismi ise Lucho’nun kızı Emilia’dan geliyormuş.
Şef belli ki kendini mutfağa kapatmayı tercih etmiyor. Ara sıra restoran kısmına gelip konuklara göze gezdiriyordu. Hatta Meriç, şefin girişteki çiçekleri düzelttiğine bile şahit oldu. :)
Restoranın Felsefesi: Mevsimsellik ve Yaratıcılık
Em’in mutfağı tamamen mevsimsel ve yerel üreticilerden alınan malzemelerle şekilleniyor. Yani menü sabit değil; şefin o günkü ilhamına ve mevsime göre değişiyor. Bu yenilik arayışı da Em’i klasik bir fine dining restoranından ayırıyor.
Her tabak, Meksika mutfağının köklerine bağlı ama modern bir yorumla sunuluyor.
Tadım Menüsü Deneyimimiz
Biz burada dediğimiz gibi 8 tabaklık tadım menüsünü seçtik. Ki restoranda da alakart menüleri yok.
Kişi başı fiyat 3800 peso; yanında şarap eşleşmesi isterseniz 2500 peso daha ekleniyor. Biz şarap eşleşmesini tercih etmeyip sadece yemek menüsünü aldık. Bir kadeh beyaz şarap da gayet yeterli oldu.
8 tabak ise şöyleydi:
Acuyo & cactus, Stone crab, Blue fin tuna & avocado (bu “signature dish” dedikleri tabaklarıydı mesela-biz de bayıldık), Huitlacoche, Enoki rice, Sea bass, New York Steak, Shiso, Tuna sorbet, Mamey ve petit four.
Bu isimleri biz not etmemiştik; gecenin sonunda rezervasyon yapan kişinin adına özel hazırlanmış çok tatlı bir kart verdiler ve tüm tabakların isimleri orada yazıyordu.
Her yemek farklı bir tabakta ve sunumla geliyor. Garsonlar hem içeriği anlatıyor hem de eğer bir tabak birkaç parçadan oluşuyorsa hangi sırayla yemeniz gerektiğini söylüyor.
Biz de buna dikkat ederek yedik.
Yani sadece bir yemek değil, adeta bir ritüel deneyimliyorsunuz diyebiliriz.
Kabul etmeliyiz ki tüm tabaklar çok başarılıydı; elbette aralarından bazıları favorimiz oldu.
Bu tür restoranlarda porsiyonların küçük olmasına alışkınız ama burada nasıl doyduğumuza biz bile inanamadık. En sonunda birkaç tatlı, mini pasta ve ikramlar derken “tamam, yeter” dedik ve içimizden “keşke şimdi bi’ Beypazarı sodası olsa...” diye geçirdik. :)
Doğum günü notumuzu dikkate alıp bize minik bir pasta da getirdiler; biz de dileğimizi tutup mumumuzu üfledik!
Genel İzlenim
Biz bu restorandan mutlu ayrıldık. Her yemek bize farklı tatlar hissettirdi - tam bir “duygular şelalesi” yaşadık. İç mekan minimal, zarif ve sıcak bir atmosfere sahipti.
Tek negatif deneyimimiz; mekânın küçük olması sebebiyle masaların fazla yakın olmasıydı. Bir de bize göre içeride koşuşturan garson sayısı biraz fazlaydı.
Sibel gecenin sonunda lavabodan çıkarken mutfağa şöyle bir göz ucuyla bakmak isteyince ordaki garson bey kendisini mutfağa buyur edip, şef ve ekibi ile ayak üstü tanıştırdı- karşılıklı teşekkürler edilip hoş bir de ufak anı yaratılmış oldu. :)
Aşırı havalı ve şık web siteleri için şuraya göz atabilirsiniz: https://itsemilia.rest/