Bir İkonun İzinde: Frida Kahlo Müze Ziyareti Notları

20. yüzyılın en ikonik ve ilham verici sanatçılarından biri olan Frida Kahlo yalnızca bir ressam olarak değil, aynı zamanda bir direniş, özgünlük ve kadın gücü sembolü olarak anılıyor.

Biz de başkentteki son günümüzün sabahını Frida Kahlo müze ziyaretine ayırıp, biletlerini seyahate çıkmadan önce gün ve saati seçecek şekilde aldık: Frida Kahlo Müzesi

Yaşadığı evi göreceğimiz için çok heyecanlıydık!

Sabah hemen yanındaki Dharana cafede kahve kruvasanımızı yiyip dışarıda oluşan kuyruğa bir süre sonra dahil olduk. O kuyruk sizi korkutmasın çünkü herkes ziyaret saatine göre içeri alınıyor, görevli siz sıradayken saatinizi kontrol edip ona göre öncelik veriyor.

Geleneksel kıyafetleri, renkli aksesuarları, o kalın kaşları ve çiçekli saç süsleriyle kendine has bir tarz yaratan Frida, zamanla gerçek bir sanat ikonuna dönüştü.

Hayatı boyunca hem fiziksel hem de duygusal acılarla mücadele etse de bu acıları sanatına nakşederek dünyanın en tanınan ressamlarından biri olmayı başardı.

Tüm bu hayatını geçirdiği, dış cephesindeki parlak mavi rengi nedeniyle “La Casa Azul (Mavi Ev)” adı ile de bilinen evi Frida’nın babası Guillermo Kahlo inşa etmiş ve büyük bir tutkuyla sevdiği kocası Diego Rivera ile de burada yaşamış.

Frida’nın ölümünden sonra Rivera evi devlete bağışlamış ve burası 1958 yılında müze olarak halka açılmış.

Müzede sergilenen ve insanın içini sızlatan en önemli parçalardan biri hiç şüphesiz Frida'nın takmak zorunda kaldığı korseler. Henüz 6 yaşındayken geçirdiği çocuk felci nedeniyle sağ bacağı ince kalmış ve hayatı boyunca omurga sorunlarıyla boğuşmuş ve 18 yaşındayken geçirdiği korkunç otobüs kazası sonucunda omurgası üç yerinden kırılmış, aylarca yatağa bağımlı kalmış.

Bu yüzden hayatı boyunca parçalanan omurgasını dik tutabilmek için 30'dan fazla farklı korse kullanmak zorunda kalmış.

Frida, bu korseleri sadece birer tıbbi malzeme olarak görmemiş; onları boyayarak ve üzerlerine desenler çizerek adeta birer direniş zırhına dönüştürmüş. İşte tam da bu noktada, vücudunu hapseden o korselerle yatağında geçirdiği uzun saatlerde resim yapmaya başlamış ve sanat, onun için bir terapiye dönüşmüş.

Bir zamanlar yaşadığı evi gezerken sadece Frida’nın eserlerini değil, orijinal tablolarını, eskizlerini, fotoğraflarından tekerlekli sandalyesine, korselerinden tıbbi ekipmanlarına kadar onun kişisel yaşamına ve sanatının derin anlamına dair hayatında kullandığı birçok eşyayı görebiliyorsunuz.

Çalışma odası, yatak odası ve mutfağı da hala özgün haliyle korunuyor.

Frida Kahlo’nun evinde sergilenen bir başka anlamlı eserlerden biri ise, “Viva la Vida” (Yaşasın Hayat) adlı karpuz tablosuydu. Bu tabloyu ölümünden kısa bir süre önce, yaşamının son döneminde tamamlamış Frida. Parlak kırmızı karpuzların üzerine yazdığı “Viva la Vida” ifadesi, Frida’nın tüm fiziksel acılarına ve yaklaşan ölüme rağmen hayata tutunuşunun güçlü bir sembolü olarak yorumlanıyor.

Evin bahçesinde gezerken ayaklarımızın altında çok özel bir sürprizle karşılaştık: Frida Kahlo Zaman Kapsülü.

Müze yönetimi, Casa Azul’un müze olarak açılışının 65. yılını kutlamak amacıyla 14 Aralık 2023 tarihinde bahçeye bir zaman kapsülü gömmüş. Bu metal kutunun amacı, 2023 yılındaki müze atmosferini ve toplumun Frida’ya bakışını gelecek nesillere aktarmakmış.

Peki, içinde neler var ve ne zaman açılacak?

  • Açılış Tarihi: Kapsül, müzenin 100. kuruluş yıl dönümü olan 30 Temmuz 2058’de açılacak. Yani tam 35 yıl boyunca toprağın altında keşfedilmeyi bekleyecek.

  • İçeriği: Kapsülün içinde 2023 yılında müzede düzenlenen atölye çalışmalarından fotoğraflar, o yıla özel basılmış anı pulları ve müzenin uluslararası sergilerdeki başarılarını belgeleyen dokümanlar bulunuyor.

Gelecekte müzeyi yönetecek olan nesillere bizim dönemimizden bir selam niteliği taşıyan bu kapsül; Frida’nın mirasının sadece geçmişte değil, gelecekte de ne kadar canlı kalacağının en güzel kanıtı diyebiliriz.

Çıkışa doğru yönelirken ufak bir hediye dükkanını görmek de mümkün.

Yalnız kendimize bu dükkandan küçük hatıralar alırken Frida’nın yaptığı çizimlerin hiçbirini burada göremedik. Bilinçli bir şekilde koyulmadığını düşünüyoruz ama nedenini bilen varsa lütfen bizimle paylaşsın. :) 

Bizim ziyaret şansımız olmadı ama henüz birkaç ay önce açılan Museo Casa Kahlo (Casa Roja) yani “Kırmızı Ev”, Casa Azul’a oldukça yakın konumda bulunan, Frida Kahlo’nun ailesine ve köklerine odaklanıp farklı bir bakış açısı sunan yeni bir müze. Dilerseniz burayı da güzel bir tamamlayıcı durak olarak programınıza ekleyebilirsiniz.
Ayrıca Coyoacán çevresinde biraz yürüyerek keşfe çıkıldığında, Frida Kahlo’dan ilham alan büyük ve etkileyici duvar resimleri (murallar) ile karşılaşmak mümkün.

Sonraki
Sonraki

Mega Procesión de las Catrinas: Meksika’da Ölüler Günü Coşkusu