Mega Procesión de las Catrinas: Meksika’da Ölüler Günü Coşkusu
Mexico City’deki üçüncü günümüzü tam bir kültürel şölene ayırdık: Sabah Frida Kahlo Müzesi, öğleden sonra Lucha Libre ve akşamında ise günün son durağı olan Ölüler Günü geçit töreni.
Seyahat tarihlerimiz tam Ölüler Günü (Día de los Muertos) haftasına denk geliyordu ve yaptığımız araştırmalarda başkentte düzenlenecek bu devasa geçit törenini görünce programımızı buna göre şekillendirdik. Aslında bu dönemde yerel ritüelleriyle ünlü Oaxaca veya Michoacán gibi şehirlere gitmek de bir seçenekti; ancak kısıtlı vaktimizi yollarda harcamak yerine Mexico City’nin ardından rotamızı Tulum ve Cancun’a çevirmeyi tercih ettik.
Yine de bu özel haftada Meksika’da olmak bizce benzersiz bir deneyimdi. Şehrin her köşesinin turuncu çiçeklerle (Cempasúchil) süslenmesi ve sokaklardaki karnaval havası bizi çok mutlu etti. Eğer yolunuz Meksika’ya düşecekse, seyahatinizi mutlaka bu döneme denk getirmenizi öneririz çünkü hangi şehirde olursanız olun, bu kültürel atmosfer sizi Meksika’nın kültürünü anlamaya daha yardımcı olacaktır diye düşünüyoruz.
Büyük Yürüyüş Başlıyor
Lucha Libre sonrası gruptaki dostlarımıza veda edip akşamki asıl hedefimize, yani Mega Procesión de las Catrinas’a doğru yola koyulduk. Şanslıydık ki tören alanı bulunduğumuz noktaya sadece 15 dakikalık yürüme mesafesindeydi.
Her yıl Bağımsızlık Meleği Anıtı’nda (Ángel de la Independencia) başlayan bu görkemli geçit, Paseo de la Reforma ve Juárez caddelerini takip ederek şehrin kalbi olan Zócalo Meydanı’nda (Plaza de la Constitución) son buluyor. Biz de Paseo de la Reforma üzerinde kendimize güzel bir yer bulup bu töreni heyecanla izlemeye başladık.
Caddenin iki yanına doluşan binlerce kişiyle birlikte; yüzleri "La Catrina" tarzında boyanmış, Viktoryen dönem kıyafetleri içindeki yüzlerce katılımcıyı seyrettik. Her grubun kendine has makyajı, kostümü ve koreografisi vardı. Müziğin ritmine kapılıp biz de ara ara kendimizce dans ediyorduk.
Ölümün Zarif Yüzü: La Catrina
Bu geçidin temel amacı; yaşam ve ölüm döngüsünü kutlamak, gidenleri anmak ve Meksika’nın zengin kültürel mirasını yaşatmak. Törende sıkça gördüğümüz Catrina figürü ise Meksika halkının ölüme bakış açısını simgeliyor.
"La Catrina", 1900’lerin başında sanatçı José Guadalupe Posada tarafından tasarlanan bir gravürden doğmuş. Şık giyimli, zarif bir iskelet kadın olarak betimlenen bu figür; "Zengin ya da fakir, herkes sonunda aynı yere gider" mesajını veriyor. Yani ölüm karşısındaki eşitliği ve bu kaçınılmaz sonu alaycı bir şekilde kabullenişi temsil ediyor.
İlginç bir not: Bu geçidin dünya çapında bu kadar popülerleşmesinde popüler kültürün etkisi çok büyük. 2015 yapımı James Bond filmi Spectre’nin açılış sahnesinde bu geçide yer verilmesi, tüm dünyanın ilgisini buraya çekmiş. Meksika hükümeti de bu ilginin ardından törenleri daha resmi ve organize bir şekilde düzenlemeye başladı.
İzlemeden Gitmeyin: Coco
Hazır Meksika ve Ölüler Günü ruhuna girmişken bir film önerisi yapmadan geçmeyelim. 2018 yılında "En İyi Animasyon" ve "En İyi Orijinal Şarkı" dallarında 2 Oscar kazanan "Coco" filmini mutlaka izlemelisiniz. Meksika kültürünü, aile bağlarını ve ölümden sonraki yaşam inancını o kadar tatlı bir dille anlatıyor ki, izledikten sonra bu seyahat sizin için çok daha anlamlı hale gelecek.