Meksika’nın “Küçük Amerika”sı, Amerika’nın İbiza’sı: Cancún Notlarımız
Tulum’dan Cancún ’a karayolundan geçtiğimiz gün Cenote Dos Ojos’tan çıkıp Playa del Carmen’e doğru yola çıktık. Karayip kıyısında yer alan bu canlı sahil kasabası; plajları, restoranları ve hareketli sokaklarıyla özellikle günübirlik ziyaretler için oldukça popüler. Plaja vardığımızda sahilin oldukça kalabalık olduğunu ve denizin yosunla kaplı olduğunu gördük. Bu yüzden denize girme kısmını atlayıp doğrudan yemek yeme planına geçtik. Deniz mahsulleri yapan bir restorana oturup güzel bir yemek yedikten sonra artık Cancún’a varmaya hazırdık.
Doğum Günü Jesti
Akşam saat yedi civarında Cancún’daki otelimize vardık ve şoförümüze gün boyu hem eşyalarımıza özenle baktığı hem de bizi güvenli bir şekilde ulaştırdığı için teşekkür ettik.
Cancun’daki otelimizin bütçesini, tıpkı Mexico City’de olduğu gibi daha düşük tutmuştuk. Zaten seyahatimizin en keyifli ve özenli otel konaklamasını Tulum’da yapmıştık; Cancun’da ise ağırlıklı olarak günübirlik turlara katılmayı planladığımız için otelde çok vakit geçirmeyecektik.
Booking.com üzerinden rezervasyonunu yaptığımız Sina Suites Cancún - Adults Only’e vardığımızda tatlı bir sürprizle karşılaştık; odamızın odamızın ücretsiz upgrade edildiğini öğrendik öğrendik.
Normalde üst katlarda konaklayacakken, bizi havuz kenarında ve oldukça geniş bir odaya almışlardı. Üstelik odamız doğum günü balonlarıyla süslenmişti ve ikimizin adına da ayrı ayrı doğum günü tebrik kartları bırakılmıştı! Tabii ki bunun sebebi, rezervasyon sırasında seyahatimizin bir doğum günü tatili olduğunu özellikle belirtmiş olmamızdı.
"Adults Only" ve Cancún'un Çılgın Yüzü
Otelin “Adults Only” olarak tanımlanmasının sebebi çocukların kabul edilmemesi. Zaten sonradan öğrendik ki Cancún, çılgın gece hayatı ve partileriyle oldukça ünlü bir şehirmiş. Biz bunu açıkçası bilmiyorduk. Hatta bazı otellerin sadece 21 yaş üstünü kabul ettiğini ve ciddi anlamda parti odaklı konseptlere sahip olduğunu öğrendik. Eğlenen eğlensin canım, herkesin hayatına kimse karışamaz. 😄
Tatil Modu: Planlanan vs. Yaşanan
Kendimize dönecek olursak; Cancún ’a varışımızın ertesi günü aslında Holbox Adası’na gitmeyi planlıyorduk. Ancak küçük ama kritik bir hata yapmıştık: Holbox feribotunun kalktığı limanın karayoluyla yaklaşık iki saat uzaklıkta olduğunu gözden kaçırmışız. Gidiş-dönüş toplamda 4–5 saatimizi alacağı için, o günü otelimizde dinlenerek geçirme kararı aldık. Normalde her günü detaylı planlayan iki insan olarak bu detayı atlamış olmamız hâlâ şaşırtıcı.
Ama “olsun” dedik, tatildeyiz keyfimizi bozmuyoruz diyip otelimizin havuzuna doğru geçtik. Gün boyunca güneşlenip dinlendik, havuz başında denk geldiğimiz küçük bir Halloween kutlamasına katılıp keyfini çıkardık.
Göl Kenarında Timsah Nöbeti
Otelimiz aynı zamanda bir göle bakıyordu ve etrafta sık sık “Dikkat, timsah çıkabilir” uyarı tabelaları vardı. “Acaba gerçekten görür müyüz?” derken, bir sabah gölde timsah gördük! Sibel rakunları gördüğünde ne kadar heyecanlandıysa, Meriç de timsah görünce en az o kadar sevindi ve heyecanlandı! :)
Biliyor muydunuz?
Cancún'un meşhur "Hotel Zone" bölgesi aslında Nichupté Lagünü ile Karayip Denizi arasında kalan dar bir şerit. Bu lagün, devasa timsahlara ev sahipliği yapan doğal bir yaşam alanı; yani bu tabelalar kesinlikle şaka değil! 😅
Videoda da görüyorsunuz. 😄
Amerika’nın İbiza’sı da deniyormuş
Havuz kenarında güneşlenip uzunca dinlendiğimiz günün akşamında merkeze dooğru gidelim dedik. Parque Las Palapas’a yakın bir bölgede, yerel halkın yoğun olduğu bir alana gittik. Burası Cancún’un daha yerel yüzünü gördüğümüz, tezgâhların kurulduğu, ailelerin çocuklarıyla birlikte ölüler gününü kutladığı oldukça canlı bir bölgeydi.
Cancún’daki ikinci ve Meksika’daki son günümüzü ise, katamaranla gittiğimiz Isla Mujeres’e – yani Kadınlar Adası’na – ayırmıştık.
Oldukça keyifli geçen bu günün tüm detaylarını ise “Isla Mujeres” başlıklı blog yazımızda bulabilirsiniz.
Genel olarak ise Cancún’u çok sevdiğimizi söyleyemeyeceğiz. Bize biraz “küçük bir Amerika” gibi geldi. Tulum’daki gibi yine sadece otellerin bulunduğu Hotel Zone adında ayrı bir bölge var. Eğer burada kalıp denize giriyor, her şey dahil bir otelde tatil yapıyorsanız keyifli olabilir. Ancak gezip görme açısından Meksika ruhundan uzak, oldukça ticari bir yer izlenimi bıraktı bizde.
Bunların dışında bir sabah birlikte kısa bir koşu antrenmanı yaptık. Akşamında ise çevrede ne tür restoranlar var diye bakınırken, Forrest Gump filminden tanıdığımız Bubba Gump Shrimp Co.’yu gördük ve kendimizi bir kova karides yerken bulduk.
Yemekten sonra yürüyerek şehrin merkezine doğru ilerledik. Gece hayatının kalbinin attığı, Avenida Kukulkán üzerinde birçok bar ve kulübün bulunduğu bu bölge oldukça hareketliydi. En popüler mekânlardan biri de Coco Bongo. Biz buraya girmedik; binlerce insanın dip dibe eğlendiği, 2000’lerin başından kalma bir eğlence anlayışına sahip bir mekâna girme fikri bize pek cazip gelmedi. Bunun yerine hemen yakınında, canlı müzik yapılan daha sakin bir bara geçtik ve akşamı keyifle noktaladık.
Tulum yazımızda da bahsettiğimiz gibi burada da sivrisinekler canımıza okudu desek yeridir. Sabah akşam üzerimize sinek ilacı sıktığımız Cancún günlerinde, her türlü sivrisinek kovucuyu mutlaka ama mutlaka yanınıza almanızı şiddetle tavsiye ederiz!
Ertesi gün ise artık dönüş günümüzdü ve biz 2025 doğum günü seyahatimizden çok ama çok memnun ve mutlu ayrılıyorduk! 🥹