Seul'de İlk Gün: Hanboklarla Tarihe Yolculuk

Seul’e ayak bastığımız ilk gece yaşadığımız küçük talihsizlikler – yanlış otele gitmemiz, ardından yağmur altında soğukta taksi beklememiz – ertesi gün yaşadığımız tatlı anlar sonrasında unutulup gitti. Çünkü sabahında, geleneksel Kore kıyafetleri olan hanboklarımızı giyip Gyeongbokgung Sarayı’nı ziyaret edip adeta zamanda yolculuk yaptık.

Get Your Guide üzerinden satın aldığımız, Seul'e dair genel bir kültür turu sunan, Seoul: City Highlights, Palace Tour and Optional Hanbok turuyla birçok ülkede yaşayamayacağımız türden bir deneyim yaşadık.

İşte günümüzün detaylı rotası ve izlenimlerimiz:

Hanbok Deneyimi

Güne, tur rehberimizin yönlendirmesiyle geleneksel hanboklarımızı giyerek başladık. Hanboklar; zarif kesimleri, renkli desenleri ve tarihi hissiyle sadece giyilmekle kalmıyor, aynı zamanda Seul sokaklarında dolanırken adeta prenses gibi hissettiriyor.

Bir ipucu: Eğer Hanbok giyiyorsanız saraylara giriş ücretsiz!

Bizim hanbok kiralamamız tura dahildi ama eğer tur ile değil de kendiniz plan yapmak isterseniz sarayların 5-10 dakika yürüme mesafesinde hanbok kiralayabileceğiniz yerler bulup ücretsiz giriş yapabilirsiniz.

Bu geleneksel Kore kıyafetleri günümüzde hala düğünlerde, bayramlarda ve özel kutlamalarda kullanılıyormuş.

Gyeongbokgung Sarayı

Hanboklarımızı giyip ilk durağımız olan Gyeongbokgung Sarayı’na doğru yürümeye başladık. 1395 yılında inşa edilen bu saray, hem Joseon Hanedanlığı’nın ana sarayı, hem de Seul’ün en büyük ve en etkileyici tarihi yapılarından biri. Sarayın geniş avluları, simetrik mimarisi ve bahçeleri büyüleyici.

Gyeongbokgung Sarayı da diğer geleneksel ahşap Kore sarayları gibi tek bir çivi bile kullanılmadan inşa edilmiş. Bunun yerine Daemokjang adı verilen, ahşap parçaların birbirine geçerek kilitlendiği çok ustaca bir sistem kullanılmış.
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan bu yöntem; sütun, kiriş ve diğer ahşap parçalarının milimetrik ölçülerle kesilip birbirine oturtulmasıyla yapıya hem sağlamlık hem de esneklik kazandırıyor.

Saray ziyaretimiz sırasında denk geldiğimiz Asker Değişim Töreni ise gerçekten görülmeye değerdi. Renkli geleneksel kıyafetler içindeki askerlerin yaklaşık 15 dakika süren bu törensel yürüyüşü, Joseon döneminin askeri disiplinini ve saray protokolünü yansıtıyor.

Günün en şaşırtıcı anını da yine Gyeongbokgung Sarayı’nda yaşadık. Nisan ortasında, üstümüzde hanboklarla hem kara hem doluya yakalandık! Mevsim normallerinin dışında bu hava koşulları bizim için epey ilginç bir anıya dönüştü…

Kore Ulusal Halk Müzesi

Turumuzun bir başkası durağı olarak sarayın hemen yanında yer alan Kore Ulusal Halk Müzesi’ne de uğradık. Müze, Joseon döneminden kalma gündelik eşyalardan geleneksel yaşam sahnelerine kadar pek çok öğe barındırıyor. Kore’nin geçmişine dair derinlemesine bilgi edinmek için isteyenler için faydalı bir durak olabilir.

Bukchon Hanok Köyü

Bir sonraki durak: Bukchon Hanok Köyü.

Burası geleneksel Kore evleri olan hanok’ların korunarak yaşatıldığı, aynı zamanda hala yerleşim alanı olarak kullanılan bir mahalle. Modern Seul ile geleneksel Kore'nin iç içe geçtiği bu bölgede, sessizlik önemli çünkü bölgede yaşayanlar var ve haklı olarak turist kalabalığından rahatsız olabiliyorlar. O kadar ki, sokaklarda sessizlik uyarısı yapan görevlilerle karşılaşmak mümkün.

Sokak Lezzetleri: Tteokbokki

Kore denince sokak yemekleri olmazsa olmaz! Biz de tur sırasında ünlü pirinç keki tteokbokki’yi denedik. Baharatlı ve hafif tatlı sosuyla oldukça doyurucu bir lezzet. Meriç bu yemeği evde yapıyormuş ama Sibel için bu ilk deneyimdi ve oldukça sevdi!

Baek In-je Evi

Turun son durağı ise Kore’nin modernleşme dönemine ışık tutan Baek In-je Evi oldu. Japon sömürgesi döneminden kalan bu yapı, geleneksel ve modern mimarinin nasıl harmanlandığını gösteren nadir örneklerden biri. Evin orijinal iç yapısı korunmuş, böylece ziyaretçilere adeta zaman kapsülü gibi bir deneyim sunuyor.


Seul’deki ilk günümüzde tarih, mimari, gelenekler ve sokak lezzetleriyle dolu harika bir başlangıç yaptık. Eğer siz de bu tarz bir deneyim yaşamak isterseniz, önceden rezervasyon yaptırmak ve sabah erken saatlerde tura başlamak faydalı olabilir. Özellikle hanbok giymek istiyorsanız sabah saatlerinde saraylar daha sakin oluyor.

Önceki
Önceki

Seul’ün Zirvesinde Bir Mola: Namsan (N) Seoul Tower Deneyimi

Sonraki
Sonraki

Seul’de İletişim ve Ulaşım: Sim Kart ve T-money Kart Almanın En Kolay Yolu