Seul'de Hanbok Deneyimi: Gyeongbokgung Sarayı ve Bilmeniz Gerekenler

Seul’e ayak bastığımız ilk gece yaşadığımız küçük talihsizlikler – yanlış otele gitmemiz, ardından yağmur altında soğukta taksi beklememiz – ertesi gün yaşadığımız tatlı anlar sonrasında unutulup gitti. Çünkü sabahında, geleneksel Kore kıyafetleri olan hanboklarımızı giyip Gyeongbokgung Sarayı’nı ziyaret ederek adeta zamanda yolculuk yaptık.

Get Your Guide üzerinden satın aldığımız, Seul'e dair genel bir kültür turu sunan, Seoul: City Highlights, Palace Tour and Optional Hanbok turuyla birçok ülkede yaşayamayacağımız türden bir deneyim yaşadık.

İşte günümüzün detaylı rotası ve izlenimlerimiz:

Hanbok Deneyimi

Güne, tur rehberimizin yönlendirmesiyle geleneksel hanboklarımızı giyerek başladık. Hanboklar; zarif kesimleri, renkli desenleri ve tarihi hissiyle sadece giyilmekle kalmıyor, aynı zamanda Seul sokaklarında dolanırken adeta prenses gibi hissettiriyor.

Hanbok kiralama dükkanına girdiğimizde karşımızda rengarenk kıyafetlerle dolu bir ortam bulduk. Farklı renkler, desenler ve kumaşlar arasında seçim yapmak düşündüğümüzden biraz daha zordu. Neyse ki çalışanlar hangi parçaların birbiriyle uyumlu olacağı konusunda bize yardımcı oldu. Sonunda birimiz pembe birimiz mavi birbirine oldukça benzeyen iki model seçtik.

Dükkanın arka tarafında herkesin aynı yerde giyindiği açık bir giyinme alanı vardı. Hanbokları normal kıyafetlerimizin üzerine giydik. Zaten o gün hava o kadar soğuktu ki montlarımızı da yanımızda tutmak zorundaydık. Dükkanda çantalarımızı ve küçük eşyalarımızı bırakabileceğimiz dolaplar bulunuyordu. Ayrıca hanboklara uygun küçük çantalar ve aksesuarlar da seçilebiliyordu. Biz saçlarımızı yaptırmadık, ama saçımıza küçük birer aksesuar taktık.

Hazırlandıktan sonra saraya doğru yürümeye başladık. Bu kadar gösterişli ve geniş etekli kıyafetlerle Seul sokaklarında yürümek bizim için oldukça değişik bir deneyimdi. Etrafta hanbok giymiş başka insanlara da rastlıyorduk. Kore'de hanbok yalnızca turistlerin giydiği bir kostüm değil; günümüzde hala düğünlerde, bayramlarda ve özel kutlamalarda kullanılan geleneksel bir kıyafet.

Bir ipucu: Eğer kurallara uygun bir hanbok giyiyorsanız Gyeongbokgung Sarayı'na giriş ücretsiz! Bizim hanbok kiralamamız tura dahildi ama eğer tur ile değil de kendiniz plan yapmak isterseniz sarayın 5–10 dakika yürüme mesafesinde hanbok kiralayabileceğiniz yerler bulabilirsiniz. Kıyafetinizi kiralayıp sarayı kendi başınıza ziyaret etmeniz de mümkün.

Gyeongbokgung Sarayı

Hanboklarımızı giyip ilk durağımız olan Gyeongbokgung Sarayı’na doğru yürümeye başladık. 1395 yılında inşa edilen bu saray, hem Joseon Hanedanlığı’nın ana sarayı, hem de Seul’ün en büyük ve en etkileyici tarihi yapılarından biri. Sarayın geniş avluları, simetrik mimarisi ve bahçeleri büyüleyici.

Gyeongbokgung Sarayı da diğer geleneksel ahşap Kore sarayları gibi, ahşap parçaların birbirine geçmesi esasına dayanan geleneksel marangozluk teknikleriyle inşa edilmiş. Daemokjang olarak bilinen Kore ahşap yapı ustalığı geleneği, sütun ve kirişlerin ustalıkla birleştirilmesine dayanıyor. Bu geleneksel yapı ustalığı UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde de yer alıyor.

Saray ziyaretimiz sırasında denk geldiğimiz Asker Değişim Töreni ise gerçekten görülmeye değerdi. Renkli geleneksel kıyafetler içindeki askerlerin yaklaşık 15 dakika süren bu törensel yürüyüşü, Joseon döneminin askerî disiplinini ve saray protokolünü yansıtıyor.

Günün en şaşırtıcı anını da yine Gyeongbokgung Sarayı’nda yaşadık. Nisan ortasında, üstümüzde hanboklarla hem kara hem doluya yakalandık! Hava bir anda o kadar bozdu ki hanboklarımızın üzerine montlarımızı giymek zorunda kaldık.

Birimiz beyaz, diğerimiz turuncu pofuduk montlarımız, ayaklarımızda spor ayakkabılarımız ve üzerimizde kocaman hanbok eteklerimizle sarayı gezdik. Hayalimizdeki zarif saray fotoğraflarından biraz farklı bir görüntü ortaya çıktı ama çok eğlendik! Daha sıcak bir havada muhtemelen çok daha farklı fotoğraflar çekebilirdik ama bu haliyle de unutamayacağımız bir deneyim oldu. Sarayın içinde dolaştık, fotoğraflarımızı çektik ve gezimizi tamamladıktan sonra kiralama dükkanına dönerek hanboklarımızı teslim edip eşyalarımızı aldık.

Kore Ulusal Halk Müzesi

Turumuzun bir başkası durağı olarak sarayın hemen yanında yer alan Kore Ulusal Halk Müzesi’ne de uğradık. Müze, Joseon döneminden kalma gündelik eşyalardan geleneksel yaşam sahnelerine kadar pek çok öğe barındırıyor. Kore’nin geçmişine dair derinlemesine bilgi edinmek için isteyenler için faydalı bir durak olabilir.

Müzede en sevdiğimiz bölümlerden biri, açık havada hazırlanmış eski Kore sokaklarıydı. “70's and 80's, Streets of Memories” adlı bu bölümde, 1970'li ve 1980'li yılların Kore mahalleleri yeniden canlandırılmış. Küçük dükkânlar, eski tabelalar, kırtasiye, fotoğrafçı ve mahalle hamamı gibi detaylarla sanki geçmişteki küçük bir Kore mahallesinde yürüyormuşsunuz hissi veriyor.

Burası klasik bir müze sergisinden biraz farklı. Sokakların arasında dolaşıyor, dükkânların önünden geçiyor ve o dönemin günlük yaşamını gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Biz bu bölüme bayıldık! Gyeongbokgung Sarayı'nda Kore'nin kraliyet tarihini, hemen ardından burada ise daha yakın geçmişteki günlük yaşamını görmek oldukça güzel bir deneyimdi.

Bukchon Hanok Köyü

Bir sonraki durak: Bukchon Hanok Köyü.

Burası geleneksel Kore evleri olan hanok’ların korunarak yaşatıldığı, aynı zamanda hala yerleşim alanı olarak kullanılan bir mahalle. Modern Seul ile geleneksel Kore'nin iç içe geçtiği bu bölgede, sessizlik önemli çünkü bölgede yaşayanlar var ve haklı olarak turist kalabalığından rahatsız olabiliyorlar. O kadar ki, sokaklarda sessizlik uyarısı yapan görevlilerle karşılaşmak mümkün.

Sokak Lezzetleri: Tteokbokki

Kore denince sokak yemekleri olmazsa olmaz! Biz de tur sırasında ünlü pirinç keki tteokbokki’yi denedik. Baharatlı ve hafif tatlı sosuyla oldukça doyurucu bir lezzet. Meriç bu yemeği evde yapıyormuş ama Sibel için bu ilk deneyimdi ve oldukça sevdi!

Baek In-je Evi

Turun son durağı ise Kore’nin modernleşme dönemine ışık tutan Baek In-je Evi oldu. Japon sömürgesi döneminden kalan bu yapı, geleneksel ve modern mimarinin nasıl harmanlandığını gösteren nadir örneklerden biri. Evin orijinal iç yapısı korunmuş, böylece ziyaretçilere adeta zaman kapsülü gibi bir deneyim sunuyor.


Seul’deki ilk günümüzde tarih, mimari, gelenekler ve sokak lezzetleriyle dolu harika bir başlangıç yaptık. Eğer siz de bu tarz bir deneyim yaşamak isterseniz, önceden rezervasyon yaptırmak ve sabah erken saatlerde tura başlamak faydalı olabilir. Özellikle hanbok giymek istiyorsanız sabah saatlerinde saraylar daha sakin oluyor.

Önceki
Önceki

Seul’ün Zirvesinde Bir Mola: Namsan (N) Seoul Tower Deneyimi

İleri
İleri

Seul’de İletişim ve Ulaşım: Sim Kart ve T-money Kart Almanın En Kolay Yolu